Kalemi elime aldığımda kırık bir kalp vardı sahip olduğum. Ona bile sahip miyim artık bilmiyorum. Her şeyin hayal olduğu konusunda düşüncelere dalıyorum boş kaldığım zamanlarda. Düşüncelerimi yazıya dökmekten öteye gidemiyorum. Neden yazıyorum? Neden yaşıyorum?Yaşamak...Yaşam... Hayatın temelinde hareket yatıyordu .Atomlardan başlayan gezegenlere giden, mikro evrenden makro evrene yolculuk...Değişmeyen tek şey hareket. 'Aynı nehirde iki defa yıkanamazsın.' demiyor muydu ünlü düşünür. Kalp bile değişken. Aynı kişiden, düşünceden, yemekten on dakika önce nefret ederken şimdi sevebilirsin ya da tam tersi de olabilir. Klavyenin harflerine manasızca basmak neden? Bu yazdıklarım birer anlam ifade ediyor mu? Üçgenin iç açıları toplamı yüz seksen derece ne demek? Asal sayılar ile asal olmayan sayılar kendi aralarında dizi oluşturabilir mi? Psikoloji diye bir şey var mı? Felsefe denilen bilim safsatadan mı ibaret? Türkiye'nin dış politikası neden hepimizi bu kadar çok ilgilendiriyor? Muktedirler hakikaten kötü insanlar değil mi? Şiir okumak kalbe iyi gelir mi?
Kalp ile gönül farklı şeylermiş, peki gönül hastalıkları uzmanına neden görünmüyoruz da kalbimizi bu kadar çok önemsiyoruz? Bu gibi sorulardan bin tane daha buraya yazmak mümkün. Peki tüm bu soruların tek bir noktaya çıkması garip değil mi? Belki de çıkmıyor ve ben yanılıyorum. Ama sanıyorum ki her şey tek bir noktadan ibaret ve biz onu çoğaltıyoruz. Delfi' deki Apollon tapınağının kapısında yazan 'Kendini bil' yazısı neye işaret ediyor? İslamiyet' te de 'Nefsini bilen, Rabb' ini bilir' düşüncesi ile örtüşüyor gibi gelse de bu konuda yorum yapmak haddimi aşacağı korkusuyla bu konuyu geçiyorum. Bilmediği şeyler hakkında konuşan bir papağan olmaktan öteye gidemiyorum. 'Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir.' diyen filozoftan daha çok şey bildiğimi de hiç sanmıyorum.
'Be adam hem bilmiyorum diyorsun, hem de yazmaya çalışıyorsun. Nasıl bir mantık bu? Yazmaya çalışıyorum ki düşüncem bir sistematiğe otursun, yazmaya çalışırken sığ düşünce dünyama biraz olsun yeni değer katayım. İstediğimin yarısı kadar bile okuyamıyorum. Yapılması gereken bir çok iş, okunması gereken bir çok eser, düzeltmem gereken bir çok yanlışım var. Zamanla düzeltirim diye umuyorum. Yapamıyorsam bile yapmaya çalışırken ömrümü harcamalıyım. Daha önce de dediğim gibi ben bir şey bilmiyorum. Sadece bazı fark ettiğim şeyleri söylüyorum, düşünüyorum, yazıyorum.
Indie müzik tarzını dinlerken birden Balkan türkülerine geçiyorum. Aslında dinlediğim müzik aralığı bile karakterim hakkında tiyo veriyor. Bir yandan şehrin melankolik, boşvermiş gençliğine aitken, bir yandan da değerleri olan, hisli işlerden uzak kalmayan bir yapı. Yaşamadığımız topraklardan hislenirken, yaşadığımız alanlardan da bir şeyler alıyoruz.
Gündemden uzak kalmaya çalışsam da istediğim kadar kalamıyorum. Seçime yaklaştığımız şu günlerde her yerde olan saçma seçim etkinlikleri, insanların partizan tavırları rahatsız ediyor. Şehirdeki en büyük sorunlardan biri olan gürültüyü katlayarak arttıran seçim şarkıları kime ne ifade ediyor? Sosyal medyada herkesin siyaset bilimcisi gibi kendinden emin tavırlarla analizler yapması ise anlamsız. Hoş, siyaset bilimi ve politika hakkında ne bir eğitimi ne de bilgisi olan kişiler o gürültü çıkaran propaganda araçlarıyla kendilerine oy istiyorlar. Sonuçta 'milletvekili'. Millet nasılsa vekili de öyle olur. Öyleyse saçma sapan partizanlık yapmak, siyasi isimler üzerinden karalama yapmak yerine millet olarak kendimizi düzeltmeliyiz ki vekillerimiz de sınıf atlasın. Tabi her şeyden memnunsak sorun yok, ancak insan kendi görüşlerine karşı görüşleri savunan insanlarda dahi bir kalite arıyor. Futbol pek sevmesem de bir Real Madrid - Bayern Munich maçı futbol zevki veriyor. Bunun sebebi rakiplerin ikisinin de kaliteli olması. İngiltere 3. lig takımıyla PSG' nin yaptığı bir maç kimseye keyif vermez, hele saha ve şartlar kötüyse. Öyleyse siyaset mecraasında da, medyada da farklı görüşü savunan insanlar ne kadar kaliteli olursa ortaya o kadar kaliteli bir muhalefet ve iktidar çıkar. Ülke de o kadar ileriye gider. Her şeyin daha iyiye gittiği günler dilerim...
Zii Yazıyor
30 Mayıs 2018 Çarşamba
27 Mayıs 2018 Pazar
YouTube Programı - Zii Okuyor ve Zii Yazıyor
Zii Yazıyor meselesine gelirsek bir süredir yazdıklarımı pek sanal ortamda yayınlamadım. Bu düzenli yazma eğilimime tekrar başlamak adına bu blogu kurdum, yazılarımı buradan takip edebilirsiniz, görüşmek üzere...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
31 Mayıs 2018
Kalemi elime aldığımda kırık bir kalp vardı sahip olduğum. Ona bile sahip miyim artık bilmiyorum. Her şeyin hayal olduğu konusunda düşüncele...